24 Kasım 2011 Perşembe

24 Kasım: Öğretmenler Günü


Bugün Öğretmenler Günü. Bütün öğretmenlerin bugününü kutluyorum. Tabi arada büyük  bir çoğunluk olan ve öğretmenlikle  alakası olmayan birçok şahsiyetin de. Devlet okullarına kapak atıp yan gelip yatan öğretmenlerin de. Neredeyse hiçbir eğitici kabiliyeti olmayan sadece maaşını almak için bir ay boyunca ortalarda elinde kitapla dolaşan şahsiyetlerin de. Öğretmenlerin bilgilerinin ölçüleceği bir sınav yapılsa bu sınavdan kalacak olan ciğeri beş  para etmez ciğersizlerin de. Koy ... rahman gitsin mantığı ile ders işleyen kişilerin de.  Bunlar nasıl olsa adam olmaz deyip dersleri sadece kitap okuma saatleri olarak gören okuma özürlülerin de. İstiklal Marşı'nın daha nasıl  okunacağını bilmeyen ve eline mikrofonu alan ne ses ne de görüntüsü olan yaratıkların da. Çocuklara güzel ahlak ve eğitimin yanı sıra  ahlaksızlığı ve şerefsizliği öğretenleri de. Öğrencileri başarısız olduğu (bu ağırlıklı olarak kendisinden kaynaklıdır) halde notlarını şişirerek verenlerin de. Kitaptaki örnekleri ezberleyip gelen  ve kitap dışından herhangi bir soru sorulduğunda  kekeme cevaplar veren, kendini geliştirmek adına nutuklar atıp bu yönde en ufak bir çaba sarfetmeyenlerin de. Derse çalışarak gelin naraları atıp kendisi bile çalışmadan gelen ve  öğrencilerin önünde boş olan beynini dolu gibi gösterenlerin de. Öğrencileri konuları  anlamadığında ve defalarca sorduklarında, bu öğrencileri belirleyip -para basmak için - onlara özel ders teklifi yapan kalpazan kılıklıların da. Akademik düzeyde bakıldığında kendi alanına en ufak bir katkısı dahi olmayan, yıllarca en ufak bir makale bile yazmadan  prof olan, öğrencilerine gerekli olanı değil de hayatlarında adını bile duymayacakları ya da kendisi gibi tarihin tozlu sayfalarına karışmış bilgileri artist bir şekilde anlatanların da. Kendi alanında - bırakın prof 'u - doktor seviyesinde olan ve alanına ait sorular sorulduğunda ( hatta kendi yazdığı çalışmalarda bile) o alan ile ilgisi olmadığının farkına varamayan hocaların da. 

Tabi bunun yanında kendini eğitim için adamış olan emektar  öğretmenlerimizin de. Hiçbir çıkarı olmadan sadece öğrecinin, yörenin, memleketin ve genel manada dünyanın geleceğini kurtarmak isteyen hocalarımızın da. Öğrencisi hasta olduğunda, derslerinden geri kalmaması için en ufak bir karşılık bile beklemeden öğrencisinin evine gidip ona ders veren vefakar hocalarımızın da. Diğerleri gibi öğretmen maaşları az diyerek zam isteme yanlılarının aksine, üç kuruş maaşından geriye kalanla, kitabını, defterini alamayan öğrencisinin bu masraflarını karşılıksız olarak karşılayan öğretmenlerin de. Akşam karanlığında okuldan çıkıp özel ders  vermeye koşturanların aksine öğrencilerini evlerine bırakmaya gidenlerin de. Bir hafta sonu tatilim var diyerek kendi kıçının rahatlığının düşünenlerin yanında,  dershaneye gidemeyen, maddi durumu kötü olan öğrencilere PARASIZ  kurs veren, onları bu saçma sınav maratonunda sınavlar yapan ve sınav masraflarını da kendi ceplerinden ödeyenlerin de. Cinsiyeti kız olduğu için  çocuğunu  okula göndermeyen aileyi inatla, bıkmadan, hergün defalarca ziyaret edip onları ikna edip  hiçbir günahı olmayan kız çocuklarının da okula gelmelerini , onlarında hayatlarında yeni ufuklar açmak için çaba sarfedenlerin de..


Hepinizin bu güzel günü kutlu olsun...

22 Kasım 2011 Salı

Sınavların Ardından


İlk iki sınavımı vermiş durumdayım. Benim için iyi geçtiğini düşünüyorum, umutluyum yani.  Biraz rahatladım sayılır;çünkü diğer dört sınavımla arada yaklaşık on gün gibi bir süre var. Üniversite hayatım boyunca ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyorum. Neden derseniz  bugüne kadar ya sınavlarım çakışırdı ya da yakın tarihler (saatler) arasında olur ve ben büyük bir zorluk çekerdim. Bu şansı iyi değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum. Dün sınavdan sonra eve geldiğimde zaten akşam olmuştu ve canım hiç çalışmak istemedi. Bende dün akşamı kendime ayırdım. Bol bol dinlendim, kafa dağıttım  vs..

Televizyon izlemek istedim; ama televizyonda hemen her kanalda birbirinden berbat programlar vardı. Hemen kapattım. Biraz film izledim, komedi tabi, ardından internette dolaştım biraz ne var ne yok diye. Uzun zamandır dolaşmadığım için biraz paslanmışım, bayağı zorlandım. E tabi hareketsizlikten :) Hemen her hastalığın temel nedeni hareketsizlik.. 

Öğleden sonra laboratuvarım var. Yavaş yavaş hazırlanmalı..

Yolculuk vakti...

19 Kasım 2011 Cumartesi

İlk Vizenin Ardından


Uzun zamandır çalıştığım "Veri Yapıları" dersinin vizesini çarşamba gününden beri olmuş bulunuyorum. Uzun zaman alan bir çalışmanın sonucunda sınavı ortadan biraz daha iyice ile geride bıraktım. Ama aklım hala onda. Ben bu dersi sevdim mi nedir arkadaş? Canım başka bir ders çalışmak istemiyor. Sınav bi bitsin bir daha bakmayacağım diyordum bir de kendime. Pazartesi başka bir dersten sınavım olmasına rağmen sınavıma bakmayıp veri yapıları çalışmakta da ısrar eden bir ben var içimde. 

Neyse, sınavlar süresince biraz düzensiz çalışma uygulayacağım kendime. Standart bir öğrenciyim desem yeridir. Fazlası yok, biraz eksiği var. Artık sınavlara iyi çalışıp bundan sonraki hayatım için daha rahat bir dönem geçirmem dileğiyle..

Dilekler ısmarlama, hiç bitmiyor değil mi??

15 Kasım 2011 Salı

Google: Sen Tam Bir Çöplüksün!!


Veri yapıları dersinin çok önemsemiş durumdayım. Sanırım bundaki asıl etken ise yarın sınavımın olması. Uzun zamandır bu ders için uğraşıyorum. Bitirdim sayılır. Ama birkaç nokta var üzerine düşmem gereken. Bunlardan biri Kuyruk(Queue). Aslında bu yapıyı anladım; fakat bundan sonraki priority queue yani öncelikli kuyruk kısmında biraz sorunlarım var. Biraz değil tamamen sorunlarım var. İki kitap aldım;lakin bu kitaplarda da bu konu yok. İnternetten araştırıyorum; ama bu kez de cpp ile yazılmış herhangi bir döküman bulmakta zorlanıyorum. Kuyruklarla ilgili ne kadar fazla yazı varsa öncelikli kuyruklar ile ilgili de bir o kadar az yayın var. İngilizce aratmaya çalışıyorum, bulduklarım arasında başlangıç seviyesinde olanlar çok az.

Bulduklarımın çoğunluğu da işe  yaramaz  şeyler. Tamamen gereksiz bilgiler var. Özel arama yapmama rağmen aradıklarımı bulamamam ve aradıklarımın dışında saçma sapan bilgilerin çoğunlukta olması insanın çıldırtıyor. 

Bugün akşama kadar dersim var . Okula gitmek içimden  gelmiyor. Bu dersten çakmak da istemiyorum. Diğer derslerimin etkilenmesini de istemiyorum. Ne yapsam bilemedim. 8.30 da dersim başlıyor akşam 18.20'e kadar. Eve gelmem saat 9'u bulur akşam keşmekeşinde. Ondan sonra da çalışmak??

Neyse biraz daha çalışmalı. Çöplüğü kurcalamaya  biraz daha devam etmeli. Kim bilir? Belki eşeledikçe  bir şeyler çıkabilir...

12 Kasım 2011 Cumartesi

Milli Rezalet


Dün milli takım maçına baktım. Hırvatistan ile oynandı. Maçın geneli bizde olmasına rağmen, top ağırlıklı olarak bizde olmasına rağmen organize olamadan maçı bitirdik. Hırvatlar ise, kendilerine gelen  az ama öz olan bütün pozisyonları çok iyi değerlendirdiler ve maçtan 3-0 galip ayrıldılar Arena'dan. Belli ki çok iyi hazırlanmışlar bu maça. Olabilir yeneriz yeniliriz. Hatta bu Avrupa Futbol Şampiyona'sına da gidemeyebiliriz ki bu neredeyse kesin gibi.  Olabilir, neden olmasın?

Ama benim aklımı karıştıran kısım ise taraftarın tutumuydu. Kalecimiz Volkan, üç gol yedi  diye top ona ne zaman gelse ıslıkladılar. Ne zaman bir pozisyona dur dese alkışladılar. Yakışmadı bize!  Kim ne derse desen Volkan bu ülkenin son yıllardaki en başarılı kalecisidir. Bütün suçu ona atmak tamamen saçmalık ötesi bir durum. Takımımız sadece pas yapıp, rakibe baskı yaptılar. Ama bir tek gol pozisyonuna giremedik. Hırvatlar,  13'de 7 ortalama ile kaleye şut  çekerlerken bizim şutumuz dahi yok.  Organizasyon tamamen rezaletti. Yani takımımızın kalecisinden en ilerideki oyuncusuna kadar herkes kötüydü. Hırvatlı oyuncu çıkarken biz onları alkışlıyoruz, bizim oyuncumuz çıkarken ise onu ıslıklıyoruz. Bu Türkiye'de oldu. Rakip takımın sahasında değil.

Bu tarz taraftarların statlara alınmasına karşıyım. Bunlar kendilerini taraftar sanıyor. Takım yendiği zaman her zaman arkasında, yenildiğinde ise tamamen zıttı bir şekilde karşısında. Bu nasıl ikili oynamadır anlayamıyorum.  Onlar iyi de olsalar kötü de olsalar bizim oyuncularımız. Onlar bizim ülkemiz için oynuyorlar. Eleştiriler doğaldır; ama bu maç devam ederken olmamalıydı. Volkan'a sahip çıkılmalı, morali düzeltilmeli. Ona daha çok maç ihtiyacımız olacak.

Tamamen rezillik, riyakarlık, ŞEREFSİZLİK!!!!

Bu tutumun düzelmesi dileğiyle...

11 Kasım 2011 Cuma

Sinir



Node* currNode  =  head;
 
 while (currNode && index > currIndex)
 
....
Anlamadığım kısım buydu ama sonunda çözdüm. Çok çömezce bir hata. Aklımdayken yazayım da olur unuturum gene :P sonradan kendimle papaz olmayayım.

while içinde ve operandı var bu sadece her iki taraf da doğru olduğu takdirde sonuç doğru; diğer bütün  durumlarda yanlış sonucunu üretecektir. Buraya kadar her şey normal. 

Asıl bu operand soldan sağa işliyor. Yani önce soldaki işlemin sonucuna bakıyor, ardından sağdaki işlemin sonucuna bakıyor. Daha sonra bu sonuçların doğruluk değerlerine göre de bunları VE işlemine tutuyor.

E solda bir işlem yok. Buradaki- beni yanıltan- buyuktur işaretinin sağda olması ve ben her iki işlemi de şart olarak aldım.  Yukarıda söylediğim gibi bu operandda ya  iki farklı ifade olacak ,bunlar VE' lenecek ya da sola dayalı bir işlem olacak. 
 
Burada  sola dayalı işlem yok. Bütün işlem sağda! O zaman parantez içindeki durum iki farklı ifade için geçerlidir.
 
Yani;
 
while ( currNode !=NULL && index > currIndex)
...
 
 
Çok acemice, çok çömezce. Eziklik duygusu..

10 Kasım 2011 Perşembe

Çılgınlık

Node* List::InsertNode(int index, double x) {
  if (index < 0) return NULL; 
 
  int currIndex  =  1;
  Node* currNode  =  head;
 
  while (currNode && index > currIndex) {
  currNode  =  currNode->next;
  currIndex++;
  }
 
  if (index > 0 && currNode == NULL) return NULL;
 
  Node* newNode  =  new  Node;
  newNode->data  =  x;  
 
  if (index == 0) {
  newNode->next  =  head;
  head  =  newNode;
  }
 
  else {
  newNode->next  =  currNode->next;
  currNode->next  =  newNode;
  }
 
  return newNode;
}



Kolay olduğunu biliyorum. Uğraştırma artık. 

Geliver aklıma.. 

9 Kasım 2011 Çarşamba

Sınavlar


Sınavlar başlıyor. Haftaya veri yapıları sınavım var ve ben bu ders için neredeyse boğulmuş durumdayım.  Stack'ler, Queue'lar ve Linked List'ler. Daha açıklayıcı olması açısından yığınlar, kuyruklar ve bağlı listeler demek mantıksızlık olmaz. Aslında  kolay bir ders ama hocadan mı kaynaklıdır bilinmez dersin zorluk şiddeti gereksiz yere artıyor.  Hocamız bilgili ve işini iyi yapan biri ama malesef ders anlatma gibi bir yetenekten yoksun. Bilgisinin fazla olduğunu biliyorum ama olmuyor. Ne yapacaksın ki? Yıllardır C# ile verilen ders artık C++ ile veriliyor. Dersi ilk aldığımda kolay olur sanmıştım fakat hoca değişince ve farklı bir yazılım dili ile gidince işler çığrından çıkmadı değil. Dersi ilk kez almanın çömezliği ile önce C++ ile başladım baktım olmuyor geri kalıyorum  temel mantıktan gideyim dedim olmadı. Gittim kitaplar araştırdım ama C++ ile ilgili bir yayın dahi yoktu...   Çömezlik :) 


Bu kadar kolay bir ders bu kadar zorlaştırılmamalı ve öğretme kapasitesi yüksek hocalar tarafından verilmeli.

Gereksiz zaman  kaybı.. YANLIŞ!!!!!!!!